Finike

Toroslar’ ın eteğiyle Akdeniz arasında kalmış, mavi ve yeşilin uyum ve ahenk içinde kaynaştığı bir Akdeniz ilçesi olan Finike, Antalya'nın batısında yer alan turistik bir ilçedir. Doğuda Kumluca, kuzeyde Elmalı, kuzeybatıda Kaş ve batıda da Demre ilçeleriyle çevrilmiştir.

FinikeDetaylı Bilgi

Finike denince akla ilk gelen şey elbette portakal oluyor. Şehir adeta portakalla özdeşleşmiş gibi. Finike’nin varlığın hiç bilmeyenler dahi pazar etiketlerinde mutlaka “Finike Portakalı” yazısını gördüklerinden bu isme aşinalar. -Biraz daha detaylandıracak olursak, Finike İlçesi, konum itibariyle, Güney Bati Anadolu’daki Teke Yarımadası yöremizde yer alır. Eski çağlarda ve Finike’nin ilk kurulduğu zamanda bu bölge, “Likya” olarak adlandırılırdı.O zamanki Likya; Doğuda Pamfilya, batıda Karya, kuzeyde ise Psidya seklinde adlandırılan bölgelerle çevrili idi. İlk Finike, Fenikeliler tarafından V. Yüzyılda Phanikos adi ile Aykırıçay Suyu’nun denize döküldüğü yerde kurulmuştur. Uzun yıllar Likya’nın başkenti olan Limyra’nın tarım ürünleri ihraç ettiği bir liman görevi yapmıştır. Bu özelliğiyle Fenikelilerin en önemli ticaret merkezlerinden biri olmuştur. Finike adının, Fenikelilerden dolayı verildiği de rivayetler arasındadır.

Tarih

Finike M. Ö. 5. yüzyılda Arykandos ağzında PHOINIKOS adıyla kurulmuştur. Antik dönemde önemli bir liman kenti olan Finike’nin (Phoinikos) ilk kurulduğu yer, “İskele Mahallesi’dir. Bu mahallenin içinden geçen, kanal ve debisi yüksek, ancak hızı düşük bir dere olan Acıçay’ın liman işlevi gördüğü, yük indirme ve bindirme işleminin yapıldığı yer olması nedeniyle de adi geçen yere İskele Mahallesi denildiği bilinmektedir. İsmi nedeniyle bazılarınca Fenikelilerin kurmuş olabileceği bir kent şeklinde yorumlanmışsa da; PHOINIKOS Grekçe “kızıl renkli at” veya “kızıl renkli davar sürüsü” anlamına gelmektedir. Yöredeki hayvan varlığı ile uyum içerisinde olan bu isim, yerleşimin bir Grek kurulusu olduğunu işaret etmektedir. Kalıntıların ve buluntuların da bunu doğruladığı görüyoruz.

Yöredeki hayvan varlığı ile uyum içerisinde olan bu isim, yerleşimin bir Grek kuruluşu olduğunu işaret etmektedir. Kalıntıların ve buluntuların da bunu doğruladığı görüyoruz. Finike içindeki kalıntılardan söz edecek olursak, karşımıza ilk çıkan Hellenistik döneme tarihlenecek, alt kısmı Roma Çağı, üstü Bizans dönemine ait sur kalıntıları olmaktadır. Atatürk Parkı karşısındaki kule bu iki dönemi yansıtmaktadır. Aynı döneme denk düşen Devlet Hastanesi karşısındaki falezin kuzey kenarında birkaç kaya mezarı ile eski hapishane yakınındaki kaya mezarı Finike merkezde görülebilen kalıntıların başlıcalarıdır. Genç Bizans döneminde Finike’de fazla geniş olmayan bir yerleşimin varlığı bilinmektedir. Cumhuriyet Parkı’nda sergilenen bazı kalıntılar ve Ziraat Bankası karşısında depo olarak kullanılan büyük yapı Genç Bizans Dönemi kalıntılarım oluşturur.

Likyalılar’ın Kimlikleri ve İlgili Araştırmalar

“Likya” isminin ne anlama geldiğini, Likyalılar’ın kim oldukları ve kökenleri ile ilgili olarak, tarihçiler arasında tam bir görüş birliği yoktur. Büyük tarihçi Heredotos’a göre Likyalılar, Girit’ten göç etmiş bir topluluktur. Çağdaş tarihçilerimizden Oktay Akşit’e göre ise, Eski doğu ve Mısır kaynakları bize daha önemli belgeler sunmaktadır. Bu kaynaklarda Likyalılar, Lukkalar adı ile anılmaktadırlar ve en iyimser tahminle M.Ö. 2.000’li yılların ortalarından beri, Likya’da oturmaktadırlar. Erken bronz çağı yerleşimi ile ilgili en önemli bulgular, Elmalı’ya 11 km. u-zaklıkta olan, Semahöyük köyünde yapılan kazılarından elde edilmiştir. Finike ilçe sınırlarında ve yakın çevresinde bir çok kazı yapılmaktadır. Bu kazılardan ö-nemli kalıntılar elde edilmiştir. Buna rağmen, Finike’deki yerleşim tarihi, Semahöyük’ deki yerleşim kadar eskiye dayanmamaktadır. Likya uygarlığından kalan bu kalıntılar, yapılan arkeolojik araştırmalardan elde edilen bulguların en eskileridir.

Likya Devleti

Likyalılar, dönemlerinin en güçlü devletlerinden biridir. Güçlü donanmaları ile deniz aşırı savaşlara katılmışlar, komşu devletlerle ittifak kurmuşlardır. Likya devletinin bu gücü M.Ö. l. Yüzyıla kadar sürmüştür. Kolonizasyon devrinde ise, Likya’nın doğusunda sadece bir şehirde yerleşme görülmesi, Likyalılar’ın kuvvetli durumlarını, M.Ö. l. Yüzyılda da sürdürdüğünü göstermektedir

Likyalılar’ın Sonu

Likyalılar, dönemin güçlü devletleri ile zaman zaman savaşmışlardır. O devrin en güçlü devletlerinden olan Lidyalılar, tüm çabalarına rağmen, Likya’yı istilâ edememiştir. M. Ö. VI. Yüzyıldaki Pers istilâsına kadar güçlü ve bağımsız olarak yaşayan Likyalılar, bu tarihte Persler’in hakimiyetine girmişlerdir. Doğu Akdeniz ticaretinin gelişmesi öncesinde Likyalılar, zengin bir devlet idi.’ Onların bu zenginliği, önce Persler’in, daha sonra Büyük İskender’in dikkatlerini Likya’ya çekmiştir. Büyük İskender, M.Ö. 330 yılında önemli bir direnişle karşılaşmadan Likya’yı istilâ etmiştir. Bu tarihte Likya, yine Pers baskısı altındadır. Likyalılar Büyük İskender istilâsına karşı koymamakla, Pers baskısını atlatmayı ve ilk fırsatta hürriyetlerine kavuşmayı düşünmüşlerdir. Fakat düşündükleri olmamış, Büyük İskender’in, Likya’yı almasından sonra Likyalılar, bir daha tam bağımsızlıklarını elde edememişlerdir. Büyük İskender’in ölümünden sonra, bölgede tam bir kargaşa dönemi başlamıştır. Denetim zayıflamış ve Likya toprakları değişik kavimlerin hakimiyetine girmiştir. Suriye, Mısır ve Rodos’ta hüküm süren devletler, kısa sürelerle de olsa Likya’da egemen olmuşlardır. Bölgedeki kargaşa M.Ö. II. yüzyılın başlarında sona ermiştir. Bu tarihte Limyra Beyi Perikles, Likya birliğini sağlamıştır. Daha sonraki yıllarda istikrar tekrar bozulmuş, sahiller yeniden korsan yatağı haline gelmiştir. M.Ö. 67’de tam yetki ile Likya’ya gelen Pompeyüs, bölgeyi korsanlardan temizlemiştir. M.S. 43’de de, imparator Caldius, Likya ile Pamfilya’yı birleştirilerek, yeni bir eyalet oluşturmuş ve adını Likya-Pamfilya olarak değiştirmiştir. Erken Hıristiyanlık bölgede çok taraftar bulmuş, Myra (Demre), Hıristiyanlığın merkezi haline gelmiştir. O dönemlere kadar, özgür olmasalar da, benliklerini kaybetmeyen Likyalılar, Helenler ve Romalılar döneminde ulusal kimliklerini kaybetmeye başlamışlardır. Bizans hakimiyeti döneminde ise, tamamen eriyip gitmişlerdir.

SELÇUKLU ve OSMANLI DÖNEMİNDE FİNİKE

Bizans’ın zayıflamaya başlaması ile, bölgede Arap saldırıları görülmeye başlamıştır. Hatta zaman zaman bazı bölgeler, Araplar tarafından işgal edilmiştir. 1071 Malazgirt Zaferi, bölgedeki Türk hakimiyetinin de müjdecisi olmuş, kısa zamanda tüm Anadolu ile birlikte, Finike ve yöresi de Selçuklular’ın denetimi altına girmiştir. Anadolu Selçuklu hakimiyeti, 1207-1308 yılları arasında sürmüş ve bu dönemde bölgeye Orta Asya’dan gelen Teke Boyu yerleştirilmiştir. Anadolu Selçuklular’ın yıkılmasından sonraki 1308-1361 yılları arasında bölgemiz, Tekeoğulları Beyliği’nin hakimiyetinde kalmıştır. Osmanlılar tarafından 1426′-da ortadan kaldırılan Tekeoğulları Beyliği’nden sonra, yörede Osmanlı idaresi başlamıştır.

OSMANLI DÖNEMİ

Anadolu Selçuklular’ın yıkılmasından sonraki 1308-1361 yılları arasında bölgemiz, Tekeoğulları Beyliği’nin hakimiyetinde kalmıştır. Osmanlılar tarafından 1426′-da ortadan kaldırılan Tekeoğulları Beyliği’nden sonra, yörede Osmanlı idaresi başlamıştır.

GÜNÜMÜZDE FİNİKE

Finike, dört kasabası 14 köyü ile 40 bin civarında nüfusa sahiptir. İlçe merkezinin nüfusu ise 11.000 dir. İlçe nüfusunun % 60’ı merkez ilçe ve kasabalarda, % 40’ı ise köylerde yaşamaktadır. 1914 yılında ilçe, Cumhuriyetin ilanı olan 1923 yılında da Belediye olan Finike uzun yıllara dayanan idari konumu nedeniyle ve yurdun çeşitli yörelerinden gelen memurların etkisiyle, yörede farklı sosyal bir kimlik kazanmıştır, bu nedenle, Finike’ye gelen yabancılar, fark ettikleri bu sosyal durumu şöyle ifade etmektedirler: “Sanki Finike, Avrupa’nın Akdeniz kıyılarından sökülüp, bizim Akdeniz kıyılarına yerleştirilmiş bir kent.. Temiz, bakımlı… İnsanı ise yeniliğe açık sevecen ve misafirperver.” Okuma yazma oranını % 99’a ulaştığı Finike ilçe merkezinde, Çok Programlı Lise, Kız Meslek ve Anadolu Turizm Meslek Lisesi ve üç adette ilköğretim Okulu bulunmaktadır. Finike Devlet Hastanesi, tam teşekkülü konumunda Bölge Hastanesi olma sorumluluğunu yüklenmiştir. Bu nedenle yalnız kendi çevresine değil, Kumluca, Kale, Kaş ve Elmalı ilçelerine de sağlık hizmeti sunmaktadır. Finike Belediyesi tarafınadan 1993 yılında yaptırılan Hamam-Sauna tesisleri yerli ve yabancı herkese hizmet vermektedir. Selçuklu ve Osmanlı mimari motiflerinin günümüzün modern tarzıyla stilize edildiği yapı; hamam geleneğini yaşatacak özelliklere sahiptir. Göbektaşma uzanıp tellakların elinde kir atmak, saunada terleyip kilo vermek, şok havuzunda vücudunuzu çelikleştirmek istiyor musunuz? O zaman, Finike Hamamı’nın tarih kokan atmosferinde yıkanmanızı öneriyoruz. Finike’de sosyal ve kültürel yaşama hareketlilik kazandıran Finike Festivali, geleneksellik kazanarak 1989 yılından beri varlığını, Haziranı Temmuza bağlayan günlerde sürdürmektedir. Tarımla uğraşan yöre halkının, yılda bir kez de olsa, hasat sonunda, unutulmuş hasat sonu şenliklerini yaşamasını sağlamak, üreticilerimizi eğlendirerek dinlendirmek amacıyla yaşama geçirilen Finike Festivali, kabuğunu kırıp kültür ve sanat alanlarında da halka bütünleşme yolundadır. Bölgenin kültür, sanat, spor eğlenme ve dinlenme merkezi olma yolunda ilerleyen Finike bu konularda eksik olan yapılanma ve altyapı sorunlarını aşma mücadelesi vermektedir. Tarihi oldukça gerilere uzaman Finike Spor Kulübü, Futbolda sağladığı başarılarla ilçe tanıtımına katkıda bulunurken, yaz spor okulları açarak çocukların ve gençlerin spor eğitimi almasını sağlamakta ve çeşitli spor etkinliklerine imza atarak, ilçede sosyal hareketlilik ve heyecan yaratmaktadır. Geleneksel Türk sporu olan Yağlı Pehlivan güreşi bölgede yaşatmak amacıyla her yıl mayıs ayında tekrarlanan güreş Müsabakaları, Finike’de bayram havası içerisinde gerçekleşmekte, yeni nesilleri bu sporu sürdürmelerine motivasyon oluşturmaktadır.

Coğrafya

Anadolu’nun güney-batısında yer alan 370 ile 350 derece enlem, 28 derece 46 ile 30 derece 48 boylam çizgileri arasında doğuda Antalya körfezi, batıda Fethiye körfezi arasında kalan ve güney yönünde Akdeniz’e doğru uzanmış bulunan yarımadaya antik çağda Likya, günümüzde ise Teke Yarımadası adı verilmiştir.

Teke yöresi yüksek dağ kütlelerinin yoğun olduğu bir yöredir. Yörede bulunan dağların çoğunun zirveleri denizden yalnızca 3-4 km kadar içeridedir ve bu durum kaydedilen yüksekliklerin kıyıya çok dik yamaçlarla indiğinin belirtileridir. Böylece kıyı ovaları dışında kalan alanlarda yüksekliklerin denize dik bir şekilde inmesi sonucu kıyı çok girintili ve çıkıntılı olmuş, tepelerin denizle birleştiği yerler yüksek kıyıları oluştururken akarsu vadilerinin denize ulaştığı yerlerde, boğulmalar sonucu, küçük, dar ve derin koylar oluşmuştur. Alçak kıyılara ve kumsallara ise geniş vadi ağızlarında ya da kıyı ovalarının kenarlarında rastlanır.

Teke yarımadası yukarıda da belirtildiği yapısı itibariyle Batı Anadolu’nun en dağlık yöresidir. Eşen çayının doğusundan başlayarak sahil boyunca birdenbire yükselen dağlar çoğu zaman geçit vermezler. Finike ovası da üç taraftan, bu dağların uzantısı olan Beydağları tarafından çevrilmiştir. Yöreyi kuşatan dağlar, eski çağlardan beri çevreyle olan ulaşımda en büyük engeli oluşturmuştur.

Ovaya dökülen en büyük iki akarsu olan Akçay ve Alakırçayı’nın meydana getirdiği vadiler kara ulaşımında en büyük kolaylığı sağlamışlardır. Akçay vadisi aracılığıyla Elmalı ilçesine ulaşılabilmekte, Alakırçayı vadisi aracılığıyla da Antalya’ya ulaşılabilmekteydi. Alakırçayı vadisi ulaşım açısından Akçay vadisine oranla daha az kullanışlıdır. Bu yüzden eski çağlardan beri yörenin iç bölgelerle olan kara ulaşımında tek çıkış noktası Akçay vadisi olmuştur. Bu doğal geçit Finike’nin iç bölgelerle olan bağlantısını sağladığı gibi Akdeniz’in ılık ve yağışlı ikliminin biraz daha içerilere sokulmasına imkan vermiştir.

Bu doğal geçitlerin dışında Finike ovasının doğusunda ve batısında denize uzanan dağlar büyük güçlüklerle aşılarak Antalya ve Demre-Kaş-Muğla istikametlerine yollar açılmıştır.

Coğrafi yapının dağlık oluşu ve bu dağların iç bölgelerle sahil kesimi arasında doğal bir set oluşturması Akdeniz’in ılık ve yağışlı etkisinin iç kesimlere sokulmasını engellemiştir. Bunun sonucunda kuzeyindeki komşu ilçeler Elmalı ve Korkuteli ile Finike arasında iklim, bitki örtüsü, yaşam şeklinde belirgin farklılıklar ortaya çıkmıştır.

Yörenin en önemli dağı Beydağlarıdır. Geniş bir coğrafi alanı kaplayan Beydağları batıda Kaş-Demre sınırından başlayarak doğuda Antalya’nın kuzey batısına kadar ulaşır. Beydağları grubuna dahil dağlar dört bölüme ayrılır. 1.Tahtalıdağlar, 2.Bakırdağları, 3.Merkezi Beydağları, 4.Güneybatı Bölümü Beydağları.
Yörenin en uzun ve debisi en yüksek akarsuyu Alakırçayı’dır. “Debisi 4.5m³ /sn olan bu çay, Beydağlarından susuz İmecik’in güneyindeki Erentepe ve Umurtepe’den çıkar. Soldan Gönen, sağdan Akpınar ve Karaağaç suyunu alarak ilerler. Uzunluğu 62km’dir.”

İkinci büyük akarsu ise Akçay’dır. Elmalı ovasında irili ufaklı sular Akçay ismini alarak Avlan gölüne dökülür. Avlan gölünün çevresindeki düdenler aracılığıyla yeraltına batar ve Avlan belinin aşağılarında değişik kaynaklardan çıkarak Akçay ismini alarak Finike ilçe merkezinden denize dökülür. Diğer akarsular ise Gavurçayı, Karaçay ve Göksu’dur.

Tamamı dağlık olan ilçe topraklarının tek düzlüğü, ilçe merkezinin de batı kıyısında bulunduğu Finike ovasıdır. Ovanın yüzölçümü 80 km², Finike ilçe sınırları içinde kalan kısmı ise 56 km²’dir. Ovanın tamamında narenciye ve seracılık yapılmaktadır.

Ekonomi

Finike ilçesi ve çevresinde hakim olan ekonomik yapı tarımsal karakterlidir ve var olan ticaret ve sanayi de tarımsal yapıya dayanmaktadır. Yörede en büyük geçim kaynağı turfanda sebzecilik ve narenciyedir. Bunun yanı sıra bölgede az da olsa balıkçılık vardır. Yörede tarımın ve turizmin mevsimlik oluşu, farklı zaman dilimlerinde yoğunluk kazanmaları yörede yeni gelişmeye başlayan turizmin, tarıma alternatif bir gelir kaynağı olmaktan ziyade, bir ek gelir kaynağı olabileceğini göstermektedir. Bu da yöre tarımın ve turizminin birbirlerini mevsimsel özellikleriyle dengelemesi, yörenin mevsimsel işsizlik sorunun kısmen çözülmesi demektir.

Limyra Taşı

Antalya iline 115 km. uzaklıkta, Finike kazasının denize 5 km. mesafede ve tarihi Limyra bölgesindeki ocaklardan çıkarılmaktadır. Açık krem renginde homojen bir yapıya sahip kireç taşıdır. Taşınabilir büyüklükte, istenilen ebatta blok vermektedir. Hafif ve yalıtkan özelliğinden dolayı dış kaplama malzemesi olarak aranılan iç ve dış pazarda beğeni kazanan bir yapı taşıdır.

Balıkçılık

Gerek kayalık, gerekse kumsal dip yapısı ile Finike Körfezi, birçok Akdeniz balığına, deniz memelisine ve deniz kaplumbağasına ev sahipliği yapmaktadır.

Mercan ve Beyaz Lahos (yöre dilinde Kum Gridası), yöre halkının ve balıkçılarının en çok talep ettiği balık türleridir. Finike kıyı şeridindeki kumsal alanlarda, çay ağzı ve limanlarda Akya, Lüfer, Lahos, Çipura, Levrek, Minakop, İspari, Kefal, İzmarit, Yasemin, Mercan, Hani, Sarıkuyruk, Iskarmoz, Barbunya gibi ekonomik değeri yüksek birçok balık avlanmaktadır. Körfezin kayalık bölgelerinde ise Orfoz, Lahos, Fangri, Sinarit, Sarıkuyruk, Sargos, Sokar, Iskaroz, Karagöz gibi balıklar balıkçıların ağ ve oltalarına takılmaktadır.

Açık deniz balıklarından Sardalya, Kolyos, İstavrit, Yazılı Orkinos, Lambuka, Kılıç Balığı, Orkinos gibi balıklar da Finike Körfezini Gırgır balıkçılığına uygun bir konuma getirmiştir.

Yakın bir tarihe kadar bütün Finike Körfezi içerisinde yasak olan Trol(Trata) ile yapılan avcılık, son yıllarda tekrar başlamış ve büyük bir kısmı kumluk olan körfez sularını tekrar talan etmeye başlamıştır. Bu sebeple yöre balıkçıları için çok değerli ve aranan bir balık türü olan Mercan Balığı, yoğun av baskısı ile karşı karşıyadır

Balıklar dışında, kumsal olan uzun kıyı şeridi, birinci derecede Caretta Caretta üreme alanı olarak tanımlanmıştır. Nesli büyük tehlike altında olan Akdeniz Foku, körfezde yaklaşık 2 birey ile yaşamını sürdürmeye çalışmaktadır.

Turizm

Turizm bakımından çevre ilçeler kadar bozulmaması ile ayrılır. Ancak son dönemdeki yoğun yapılaşma ile önemli turizm noktalarından biri haline gelmiştir. Yine de 1980’lerden sonra bu bölgedeki turizm yatırım politikası, Finike’de pek rağbet görmemiştir. Çünkü ilçe toprakları tarıma daha uygundur. Bu yüzden turizm sektörü diğer çevre ilçeler kadar hızlı bir gelişme göstermemiştir. Yakın tarih içinde Finike Limanı’na ek olarak yapılan marina ile yat turizminde söz sahibi olmaya başlamıştır. 10 km’lik kumsalı ile ülkenin en uzun plajlarından birine sahiptir.

FinikeHaritadaki Konumu

FinikeGörülecek Yerler

FinikeBuradan Katılabileceğiniz Turlar & Aktiviteler

Aramanızla eşleşen herhangi bir tur bulunamadı.

Filtreleme seçeneklerini değiştirerek tekrar deneyebilirsiniz.

Sosyal medyada paylaş

Bir yorum yapın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir

Finike İlçesi

Finike İlçesi
Sosyal medyada paylaş

Bir yorum yapın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir

İndirim Bildirimleri

Turlar ve oteller hakkında indirim bildirimlerini almak için e-posta aboneliğinizi başlatın.

Sitemap